Bediüzzaman'a Göre Çocuk Eğitimi

2013-02-01 19:39:00
Bediüzzamana Göre Çocuk Eğitimi |  görsel 1

Her anne baba çocuğunu ya da çocuklarını en iyi şekilde eğitip en iyi imkanları sunmak ister şüphesiz.. Fakat gerek bilgi eksikliğinden, gerekse yanlış bilgiden doğan yanlış eğitim yöntemleriyle, çocuklar daha küçük yaştan karakterlerini sağlam olmayan temeller üzerine kurabiliyor.

Genelde ailelere göre çocukları ya yüksek mevkilerde olmalı ya da çok para kazanacak bir işe sahip olmalı. Acaba sadece maddiyat üzerine kurulan bu düşünce yapısı doğru mu? Ya da yeterli mi?

Bediüzzaman Said Nursi bu konuda "İnsanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi onun validesidir" diyerek annenin çocuk üzeirndeki etkisinin çok önemli olduğuna vurgu yapıyor ve aslında gözardı ettiğimiz değerleri bize harika bir dille anlatıyor.

Anne ve babaları bir kez daha düşünmeye sevk edecek şu ifadeler çok değerli: "Bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imani alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslamiyet ve imanın erkanlarını ruhuna alabilir."

Eğer çocuğa zamanında dini eğitim verilmezse daha sonra karşılaşılabilecek durum bir hayli endişe verici.. “Adeta gayr-ı müslim birisinin İslamiyet’i kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabani düşer. Ahirette de onlara şefaatçi değil, belki davacı olur: ‘Neden imanımı terbiye-i İslamiye ile kurtarmadınız?" diye hesap sorar. ” 
 

Şefkatin yerinde kullanılmaması sonucu, çocuk eğitiminde yapılan bir başka yanlışı da Bediüzzaman şu cümlelerle işaret eder: “O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakarlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. ‘Oğlum paşa olsun’ diye bütün malını verir, hafız mektebinden alır, Avrupa'ya gönderir. Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor. Ve dünya hapsinden kurtarmaya çalışıyor; Cehennem hapsine düşmemesini nazara almıyor.”

Ayrıca ahiret inancını düzgün anlatıldığı taktirde çocuğun etrafındaki ölüm hadiselerine bakış açısının da nasıl oalcağını görüyoruz şu satırlarda: "Mesela, Cennet fikriyle der: "Benim küçük kardeşim veya arkadaşım öldü; Cennetin bir kuşu oldu, Cennette gezer, bizden daha güzel yaşar." Yoksa, her vakit etrafında kendi gibi çocukların ve büyüklerin ölümleri, o zayıf biçarelerin endişeli nazarlarına çarpması, mukavemetlerini ve kuvve-i maneviyelerini zir ü zeber ederek, gözleriyle beraber ruh, kalb, akıl gibi bütün letaifini dahi öyle ağlattıracak; ya mahvolup veya divane bir bedbaht hayvan olacaktı."

83
0
0
Yorum Yaz