Kıyaslama, başarıyı düşürüyor

2012-05-15 10:05:44

Okulların son haftaları ve son sınavlar yapılıyor. Üniversite sınavının da son basamakları artık... Evlerde çocuklara 'dersini çalış' baskısı hissedilirken, anne-babalar zaman zaman çocukları kardeşleriyle, arkadaşlarıyla, yakınlarıyla kıyaslayarak onları teşvik edeceklerini düşünüyor. Halbuki bu, aşırı heyecana, kaygı bozukluğuna yol açıyor. Başka çocuklarla bilhassa yaşıtlarıyla kıyaslanmak, çocuk ve gençlerde kaygıyı artırmakta ve ders başarısını olumsuz şekilde etkilemektedir. Özellikle kardeşler, kuzenler, dost ve arkadaş çocukları ile yapılan kıyaslamalar, çocuk ve ergenlerde zaman zaman değersizlik duygusuna yol açmakta hem ders yılı boyunca okuldaki sınavlarda hem de liselere giriş (SBS), üniversiteye giriş ve yerleştirme (YGS ve LYS) sınavları gibi genel sınavlarda performansı olumsuz şekilde etkilemektedir. Çocuk eğitiminde nasihat ve güzel örnek vermek önemlidir. Ancak bu, kıyaslama şekline döndüğünde mutsuzluğa yol açmaktadır. Sadece çocuklar ve gençler değil, yetişkinler de başkalarıyla kıyaslandıklarında kendilerini kötü hissederler. Kişiler, kıyaslanmadan kendi kişilik özelliklerine göre takdir edilmelidir. Her insanın yaratılışı, yetişme şartları farklıdır. Bunun için performansları değerlendirilirken, önlerine hedefler konulurken bu farklılıklar göz önüne alınmalıdır. Kıyaslama durumunda kişi anlaşılmadığı duygusuna kapılır ve kendisini yalnız hisseder; anlaşılmama duygusu o andaki ruh haline bağlı olarak kızgınlığa, öfkeye ve küskünlüğe de yol açmaktadır. Fiziki özellikler, anne-babaya yardım, hızlı ve girişken olmak gibi pek çok özellik kıyaslanma sebebi olabilirken başarı, en sık yapılan kıyaslanma nedenlerindendir. Bu, bazı ailelerde adeta alışkanlık haline gelmiştir. Kı... Devamı

İlköğretim öğrencileri düzenli TV izliyor

2012-05-15 10:02:02
İlköğretim öğrencileri düzenli TV izliyor |  görsel 1

Fırat Üniversitesi'nden Adem Doğan ve Göksel Göker tarafından yapılan araştırmada, ilköğretim çağındaki çocukların yüzde 50'sinden fazlasının 5 saate kadar tv izlediği ortaya çıktı.   Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Adem Doğan ile Göksel Göker tarafından Elazığ'da 480 ilköğretim öğrencisi arasında yapılan 'Tematik Televizyon ve Çocuk: İlköğretim Öğrencilerinin Televizyon İzleme Araştırmaları' isimli çalışmada önemli bulgular yer aldı. Televizyon ile çocuk arasındaki ilişkiyi somut verilerle ortaya çıkarmak ve televizyon izleme alışkanlıklarını ortaya koymak amacıyla yapılan araştırma, ilköğretim çağındaki çocukların televizyonla kurduğu bağın anlaşılmasına yardımcı olarak ebeveynler ile televizyon yöneticilerine, daha sorumlu davranmaya yöneltecek veriler sundu. 3 ila 6. sınıf arasındaki öğrencilere 20 sorunun yöneltildiği çalışmada, öğrencilerin yaklaşık yarısının günde 1 saat televizyon takip ettiği, diğer yüzde 50'sinde de bu sürenin 5 saate kadar çıktığı saptandı. Araştırmaya göre, okul çocuklarının yüzde 21'i 1 saat, yüzde 29'u 2 saat, yüzde 14'ü 3 saat televizyon izlerken, yüzde 58'i belirli programları düzenli olarak takip ediyor. İlköğretim öğrencilerinin yüzde 21'i sabah 07.00 ile 10.00 saatlerini tercih ederken, yine yüzde 21'i 17.00 ile 20.00 arasındaki programları takip ediyor. Araştırmanın sonuçlarının en dikkat çeken noktası ise öğrencilerin yüzde 27'sinin 20.00 ile 22.00 saatleri arasındaki yayınları seyrettiğini ortaya çıkarması. Bu saat dilimi dizi film, magazin, reality şovlar, eğlence ve yarışma gibi çocukların algılama düzeyinin ü... Devamı

Öğrencilerin sınav kaygısı büyüyor

2012-05-15 09:58:34

  Sakarya’da YGS'ye giren ve LYS’ye hazırlanan öğrencilere sınav kaygılarının belirlenmesi için yapılan ankette kaygı verici sonuçlar ortaya çıktı. 153 öğrenci ile yapılan öğrencilerin yüzde 73'ü sınavı bir kriz dönemi, yüzde 80'ni ise geleceği için bir tehdit olarak görüyor. Öğrencilerin yüzde 86'sı ise sınavdaki başarısının gelecekteki mutluluğunun ve başarısının tek ölçütü olarak algılıyor. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Sosyal Hizmet Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Zafer Danış gözetiminde, bölüm öğrencilerinin Serdivan Lisesi son sınıf öğrencilerine yaptığı anket üniversite sınavına giren öğrencilerin birçok kaygı taşıdığını ortaya çıkardı. Anketle öğrencilerin sınav kaygısını etkileyen faktörlerden 'başkalarının görüşü, kendi görüşleri, gelecekle ilgili endişeleri, sınava hazırlanmakla ilgili endişeleri, sınav sürecine ilişkin bedensel ve zihinsel tepkiler ve genel sınav kaygısına ilişkin durumları ele alındı. Anket sonuçlarını değerlendiren Sosyal Hizmet Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Zafer Danış, öğrencilerin sınava yönelik kaygılarını tetikleyen birçok unsurun bulunduğunu söyledi. Danış, ailenin tutumu, arkadaş ortamı, her geçen gün değişen sınav sistemi, okul ortamı ve öğretmenlerin öğrencilere karşı olan tutumlarının öğrencilerin sınav kaygısı üzerinde belirleyici rol oynadığını kaydetti. Her bir öğrenci için sınav kaygısını etkileyen faktörlerin analiz edilerek, velilere mektupla gönderildiğini ve tavsiyelerde bulunduklarını vurgulayan Danış, ailelerin öğrencilerin sınav kaygısının azaltılmasında önemli rol oynayabileceklerini kaydetti. 77'si erkek, 7... Devamı

VELİ VE ÖĞRETMEN 4+4+4 İÇİN NE DÜŞÜNÜYOR?

2012-05-15 00:11:48

Eğitim-Bir-Sen, yaptığı anketle bu soruya cevap aradı. İşte rakamlar... Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Ahmet Özer, zorunlu eğitimi kademeli olarak 12 yıla çıkaran yeni sistemin, Türkiye'ye gelecek yıllarda her alanda derin bir nefes aldıracağını, öğrenciler için yapılmış en iyi yatırım olduğunu söyledi.   Özer, düzenlediği basın toplantısında Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından, yeni sistemin öğretmenler ve veliler tarafından nasıl algılandığını tespit etmek amacıyla ''4+4+4 Yeni Eğitim Sistemine İlişkin Öğretmen ve Veli Algısı'' araştırması yaptıklarını belirtti.   Araştırmanın 7-25 Nisan 2012 tarihleri arasında 12 ilde, bin 200 öğretmen ve bin 200 veliyle yüz yüze gerçekleştirildiğini anlatan Özer, araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 52,8'inin kadın, yüzde 47,2'sinin erkek; velilerin de yüzde 49,4'ünün kadın, yüzde 50,6'sının erkek olduğunu bildirdi.   8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim denince araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 34,7'si ile velilerin yüzde 40,3'ünün aklına ilk olarak ''devletin her çocuğun eğitim almasını istemesinin'' geldiğini belirten Özer, öğretmenlerin yüzde 17,2'sinin ise 8 yıllık kesintisiz eğitimi ''imam hatiplerin önünü kesmeye yönelik bir sistem'' olarak gördüğünü söyledi.   Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin yüzde 87,9'unun, velilerin ise yüzde 81,4'ünün okula yeni başlayan çocuklarla 14 yaşındaki çocukların aynı okul ortamını paylaşmasını istemediğini bildiren Özer, şöyle konuştu:   ''Velilerin yüzde 45,9'u, öğretmenlerin ise yüzde 31,2'si, yeni sistemi olumlu... Devamı

BOZDAĞ: HÜKÜMET OLARAK ÖNCELİĞİ EĞİTİME VERİYORUZ

2012-05-13 04:38:06

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, hükümet olarak önceliği eğitime verdiklerini ve Türkiye’de üniversite sayısını 72’den 166’ya çıkardıklarını söyledi. Bekir Bozdağ, Yozgat Bozok Üniversitesi Çayıralan Meslek Yüksek Okulu'nun temel atma törenine katılmak Çayıralan ilçesine geldi. Törende yaptığı konuşmada, eğitimin önemine değinen Bozdağ, "Ülkemizde en büyük yatırım eğitime yapılmalıdır. AK Parti hükümeti olarak iktidara geldiğimizden bu yana bütçe içerisinde birinci kalemi sürekli eğitime yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Çünkü eğitime yatırım yapmazsanız, onun sonuçları kötü olacağı için, o kötü sonuçları ortadan kaldırmak için yapacağınız harcamalar, eğitime yapmaktan çekindiğiniz harcamalardan çok çok fazla olur. Onun faturasını da millet öder. Ama eğitime yatırım yaptığınızda ona harcadınız para herkese artı bir fayda olarak döner ülke kazanır. Biz bu noktadan hareketle bütçenin birinci kalemini eğitim yaptık." diye konuştu. Türkiye’nin bütün illerini üniversitelerle buluşturmaya özen gösterdiklerini ifade eden Bozdağ, ”Bilim nereye giderse onun kültür insanları, ilim adamları nerede olursa orada büyük bir aydınlık, büyük bir sosyal değişim ve dinamizm oluşuyor. Bu da herkesi kazandırıyor. Türkiye’de üniversitenin illere dağıtılması konusunda Ankara’nın çekinceleri, bir takım bahaneleri vardı. Biz bu bahaneleri ortadan kaldırdık. 72 üniversite vardı, bugün Türkiye’nin 166 tane üniversitesi var. Yeni üniversiteler de sırasını bekliyor. Onlarla ilgili kanunlaşma çalışmaları da devam edecektir. Çünkü gelişen Tü... Devamı

Milli Eğitimin Neresindeyiz?

2012-05-13 04:28:47

Eğitimde yeni arayışların olduğu bu günlerde, eğitimle ilgili proje hazırlayanların bu konuda kafa yormuş insanlara kulak vermesia gerektiğine inanıyorum. Eğitimde yeni arayışların olduğu bu günlerde, eğitimle ilgili proje hazırlayanların bu konuda kafa yormuş insanlara kulak vermesia gerektiğine inanıyorum. Yazar Hasan Can Bey,  kaleme aldığı ‘’Milli Eğitimin Neresindeyiz?’’ isimli kitabında Milli eğitimimizin kanayan yaralarına ustaca parmak basmış bununla da yetinmeyerek son derece akılcı önerilerde bulunmuş. Bir doktora tezi titizliğinde hazırlanan eser, eğitimimizdeki yaban rüzgarlarına dikkatleri çekerek doğru olarak kabul edilen bir çok eğilimin çarpıklığını gözler önüne seriyor. Yazar, Cumhuriyetin kuruluşuyla beraber Anglosakson dünyaya yönünü çeviren eğitim sistemimizin bu yönelişle nasıl bir yaban girdabına düştüğünü, bizim üzerimize iğreti duran bu eğitim anlayışının münbit zekaları on yıl içinde nasıl perişan hale getirdiğini dile getirirken bunu sağlıklı örneklerle destekliyor. Evet, yazarın da eserinde ifadelendirdiği gibi, bu eğitim anlayışımız gençliğimize doğru bir istikamet kazandırmaktan uzak görünmektedir. Bunca geniş bir kadroyla bunca bütçeyle milyonlarca öğrenciyi eğitmeye kalkan milli eğitim sistemimiz ne yazık ki bir TV dizisinin birkaç ayda yaptığını uzun senelerde gerçekleştiremiyor. Yazar bu düşünceyi Cemil Meriç’in şu veciz ifadesiyle güçlendirir: ‘’Düne kadar kılıcımız ülkeleri fethederken zekamız da kelimeleri fethediyordu. Ülkeler kadar kelimeler de bizimdi.’’ der cemil Meriç. Eğitimde sürekli reform yapanlar bu güne kadar Batılı pedagogların ve felsefecilerin düşünce ekseninden kurtulamadılar. Bu... Devamı

Ömer Dinçer: Süt genelgesini görmedim

2012-05-12 08:25:05

  Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca okullara gönderildiği iddia edilen ''sütlerin önce öğretmenler tarafından içilmesi gerektiği genelgesine'' ilişkin olarak, ''Ben genelgeyi henüz görmedim, gerekçesini bilmiyorum doğrusu'' dedi. Bakan Dinçer, Bu Benim Eserim Proje Çalışması Ödül Töreni'nin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin ''Bugün basında yer alan bir haber, Tarım Bakanlığı'nın okullara gönderdiği bir genelgeyle sütün önceden öğretmenler tarafından denenmesi şeklinde. Bu konuda bilginiz var mı?'' sorusunu Dinçer, ''Onu Tarım Bakanlığı'na sormanızı tavsiye ediyorum. Ben genelgeyi henüz görmedim, gerekçesini bilmiyorum doğrusu'' diyerek yanıtladı. Dinçer, ''Okullardaki şiddet haberleri son zamanlarda çok fazla çıkmaya başladı. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusu üzerine ise şunları söyledi: ''Öğretmenlerimizi, kendi anne-babamızla eşdeğer görüp ve hayatımız boyunca saygı gösteririz. Bizim için öğretmenler özel ve hatta bazen de kutsal bir yere sahiptir. Dolayısıyla öğretmenlere yapılan bu tip teşebbüslerin, tacizlerin veya şiddetin hiçbir şekilde tasvip edilmesi mümkün değil. O açıdan bakıldığında öğrencilerimiz, velilerimiz, okul idarecileri ve öğretmenlerimiz, şiddeti kınayarak ve birlikte karşı koyarak daha da önemlisi şefkatle, sevgiyle, ısrarla çocuklarımıza bunun yanlış olduğunu öğreterek aşabiliriz. Ben bu açıdan öğretmenlerimizin yılmamasını, hükümet olarak konuyla ilgili Sağlık Bakanl... Devamı

Okullarda saray geleneği başlıyor

2012-05-12 08:15:14
Okullarda saray geleneği başlıyor |  görsel 1

Sütte yaşanan sıkıntılar nedeniyle öğretmenler artık Osmanlı saray geleneğinde yemeklerin tadına bakan çeşnicibaşılar gibi olacak Gıda, Tarım ve Hayvancılık, Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıklarının birlikte yürüttüğü 'Okul Sütü Programı'nda karşılaşılan aksaklıkların giderilmesi amacıyla bir dizi tedbir alındı. Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından kaleme alınan kararlar, 81 il valiliği aracılığıyla tüm okullara gönderildi. Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıklarına da bilgi verildi. Tereddüte düşülen durumlarda uygulanması istenen plan şöyle: Okul sütlerinin tüketiminden sonra şikayet olması durumunda Halk Sağlığı Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü temsilcilerinden oluşan bir inceleme ekibi oluşturulacak. Bu ekip bir tutanak hazırlayacak. Söz konusu tutanakta, alınan numunelerin mikrobiyolojik analiz sonuçları kesinleşmeden besin zehirlenmesi açıklaması yapılmayacak. Sonuçlar açıklanıncaya kadar okul sütü programı sadece ilgili okulda durdurulacak, şikayetin olmadığı okullarda programa devam edilecek. Öğretmenler, sınıfta öğrencilere sütü dağıtmadan önce fiziksel kontrolünü (koku, kıvam, tat açısından, süt kutularının ise bombaj delik, yırtık ve ezik olması yönünden) yapacaklar. Farklılık olması halinde Okul Sütü Kabul Komisyonu tarafından tutanak düzenlenecek ve İl Okul Sütü Komisyonu'na bildirilecek. Okul sütleri gerektiğinde ulaşım, hava koşulları ve diğer sebepler dikkate alınarak 5 günden fazla miktarda teslim alınabilecek. Sütler, oda sıcaklığında kuru ve direkt güneş ışığı almayan yerlerde muhafaza edilecek. Programın etkili bir şekilde devam ettirilebilme... Devamı

AKUT ÇOCUK AKADEMİSİ EĞİTİME BAŞLADI

2012-05-11 00:38:37
AKUT ÇOCUK AKADEMİSİ EĞİTİME BAŞLADI |  görsel 1

AKUT Arama Kurtarma Derneği, 1996 yılından bu yana giderek artan bir ivmeyle ve bugün itibariyle 30 bölgede toplam 1500 civarında gönüllüsüyle ülkemize hizmetlerini aralıksız sürdürüyor. Bugüne dek yurt içi ve yurt dışında olmak üzere, her şart altında gerçekleştirdiği 1119 arama ve kurtarma çalışmasında, 1463 insan hayatının kurtarılmasında veya normal yaşam koşullarına nakledilmesinde aktif olarak görev almıştır.   AKUT Çocuk Akademisi’nde yaşama hazır bireyler yetiştirmek amacıyla bilgi, bilinç ve AKUT’un değerleri üzerine kurgulanan "Yaşayan Değerler”i anlatıyoruz. Oyun temeline saygı, sorumluluk ve empati kavramları yerleştirilmiş bir yapı oluşturuyoruz.   Amacımız; ülkemizde ve uluslararası platformlarda toplumsal sorumluluk bilinci olan, sosyal performansı bu yönde gelişmiş ve içinde bulundukları topluma değer katabilen çocuklar yetiştirebilmektir.   “Çocuklar Geleceğimizdir ve Geleceğimizi Birlikte Kurtaralım” anlayışıyla çok önemli bir gün olan 23 Nisan 2012 tarihinde; Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda AKUT Çocuk Akademisi kapılarını açtı.   İlk uygulama gününe Gültepe Cumhuriyet İlköğretim Okulu’ndan 20 öğrenci katıldı. Saat 14:00’te başlayan eğitim, Tanışma Oyunu ile başladı. AKUT Arama Kurtarma Derneği Genel Merkezi bahçesindeki yemek arasından sonra eğitim; gönüllülük, dürüstlük, güvenilirlik, karşılıksız yardımseverlik ve insan hayatına değer vermek içeriği ile oluşturulan “Yaşayan Değerler Oyunu” ile devam etti. Çeşitli eğitici oyunlarla son bölüme gelen eğitimin son aşamasında “AKUT Arama Köpeğini Tanıyalım” bölümünde GYPSY isi... Devamı

Dinçer: Kayıt yaptırmayanlara hesabını soracağız

2012-05-10 23:24:07
Dinçer: Kayıt yaptırmayanlara hesabını soracağız |  görsel 1

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 66. aydan itibaren okula kayıtların zorunlu olarak yapılacağını belirterek, "Kayıt yaptırmayan velilere de hesabını soracağız." dedi. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Turgut Özal Üniversitesi'nde öğretim elemanları ve öğrencileri ile bir araya geldi. Dinçer burada yeni eğitim sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Kamuoyunda tartışılan okula başlama yaşına değinen Dinçer, 66. aydan itibaren çocukların zorunlu olarak okula kayıtlarının yapılacağını belirterek, "Kayıt yaptırmayan velilere de hesabını soracağız." ifadesini kullandı. Söz konusu uygulama ile okula başlama yaşının şimdi yerine oturmaya başlayacağını kaydeden Dinçer, "Çocuğum çok küçük, okullarda biraz bez de bulundurun, altına kaçırırsa lazım olur diye eleştirenlerin aslında eğitim konusunda ne kadar bilgi birikimine sahip olduğu hakkında bir fikir söylemeyip ama dünyadaki uygulamalar konusunda pek bilgilerinin olmadığını iddia edebiliriz. Dünyayı bırakınız, Türkiye'deki eğitim seviyesinin geldiği noktayı ve eğitim uygulamalarını bilmediklerine kalıbımı basarım." diye konuştu. Türkiye'de şu anda 60 -72 ay arasındaki çocukların yüzde 67'sinin okullarda eğitildiğini kaydeden Dinçer, şöyle devam etti: "Başka bir ifade ile okul öncesi eğitimde biz 60 -72 ay arasındaki çocukları zaten okula almış, eğitiyorduk. Şimdi zaten okul öncesi eğitim almış, bir okul disiplinine sahip çocukların önemli bir kısmını ilkokul 1. sınıfa alacağız. Bu açıdan bakıldığında yaş konusunda ortaya konulan tereddütlerin alışılmış düzeni koruma çabasından ve yerleşik geleneklerin devamı ile ilgili güvenden başka bir anlam taşımıyor." ... Devamı

SBS VE YGS KALDIRILACAK MI?

2012-05-10 23:22:10
SBS VE YGS KALDIRILACAK MI? |  görsel 1

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Turgut Özal Üniversitesi'nde öğretim elemanları ve öğrenciler ile bir araya geldi.  Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, SBS ve YGS'nin kaldırılmayacağını belirterek, "Ama bu sınavlar öğrenciyi seçmek ya da sıralamak için olmayacak." dedi. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, Turgut Özal Üniversitesi'nde öğretim elemanları ve öğrenciler ile bir araya geldi. Buradaki konuşmasında daha geçişken ve ünite bazlı mesleki eğitimlere yönelmek gerektiğini dile getiren Dinçer, "Daha önemlisi aslında bilgi öğrenmek, bir yetenek kazanmak formel olarak bir sınıfa oturarak öğrenilen bir kazanım olmaktan çoktan çıktı." şeklinde konuştu. Türkiye'de üniversitede yan dal, çift dal konularının bile daha yeni yeni kabullenildiğini kaydeden Dinçer, "Bunlar aslında gelişmiş ülkelerin üniversitelerinde 50 yıldır var olan uygulamalar. Yeni uygulamalarda dışarıda herhangi bir bilgi ve tecrübeyi kazanmışsanız, ilgili okula gittiğinizde 'sen bende 4 yıl okudun, şu kadar para ödedin ödemedin, şu hocalardan ders aldın ya da almadın' demiyorlar. Jüri kurup imtihan ediyorlar. O okulda öğrenilecek bilgileri öğrendiğini görürlerse hemen diploma veriyorlar." diye anlattı Dinçer konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını cevapladı. Bir öğrencinin yeni sistemde de sınavın olup olmayacağı yönündeki sorusu üzerine Dinçer, "Dünyanın her yerinde sınav yapılıyor." karşılığını verdi. Türkiye'de liselerden 780 bin öğrencinin mezun olduğuna işaret eden Dinçer, şöyle devam etti: "Aşağı yukarı üniversitelere bir yılda 760 bin öğrenci alabiliyoruz. Yani arz ile talep dengelenmiş g... Devamı

ALES BELGESİNE NASIL ULAŞILACAK?

2012-05-10 23:20:28
ALES BELGESİNE NASIL ULAŞILACAK? |  görsel 1

Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'na (ALES) girecek adaylar, sınava giriş belgesini nasıl edinecek?   Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı'na (ALES) girecek adaylar, sınava giriş belgesini ÖSYM'nin internet adresinden edinecek. ÖSYM'den yapılan açıklamada, 2012-ALES İlkbahar Dönemi Sınavı'nın 13 Mayıs 2012 Pazar günü yapılacağı hatırlatıldı. Adaylara sınava giriş belgesi gönderilmeyeceği belirtilen açıklamada, ''Adaylar sınava girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgesini, TC kimlik numaraları ve aday şifreleriyle ÖSYM'nin http://ais.osym.gov.tr internet adresinden edinecekler'' ifadeleri kullanıldı. Açıklamada, şunlar kaydedildi: ''Belgenin üzerinde adayın sınava gireceği merkez, bina, salon bilgileriyle adayın fotoğrafı bulunacaktır. Adaylar internetten edinecekleri bu belgelerinin renkli ya da siyah beyaz çıktılarını sınav günü yanlarında bulundurmak zorundadır. Ancak belgenin arka yüzünde herhangi bir yazı, resim, işaret bulunmamalıdır. Sınava Giriş Belgesi'ni yanında bulundurmayan adaylar sınava alınmayacaktır. Adayların sınava girecekleri binayı sınav gününden önce görmeleri yararlarına olacaktır. Fotoğraflı ve onaylı özel kimlik belgesi olarak sadece nüfus cüzdanı veya pasaport kabul edilecektir. Nüfus cüzdanında soğuk damga basılı olmalı, adayın güncel bir fotoğrafı ve TC kimlik numarası bulunmalı, pasaportun süresi geçerli olmalıdır. Üzerinde soğuk damga, güncel bir fotoğraf veya TC kimlik numarası bulunmayan nüfus cüzdanlarıyla geçerlilik süresi bitmiş pasaport kabul edilmeyecektir. Özel kimlik belgesi olarak nüfus cüzdanını veya pasaportunu sınav günü yanında bulundurmayan aday, ger... Devamı

UZAKTAN EĞİTİMDE DİJİTAL SINIF YÖNTEMİ

2012-05-10 23:18:45
UZAKTAN EĞİTİMDE DİJİTAL SINIF YÖNTEMİ |  görsel 1

Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde 100. Yıl Endüstri Meslek Lisesi tarafından Hayat Boyu Öğrenme Programı kapsamında hazırlanan ve Ulusal Ajans tarafından kabul edilen 'Digital Classroom (Dijital Sınıf)' adlı projenin çalışmaları sürüyor. Ulusal Ajans tarafından Türkiye'deki meslek liseleri arasından finanse edilen 3 Grundtvig projesinden biri olan proje hakkında bilgi veren Proje Koordinatörü Ali Kolayel, ‘Digital Classroom’ isimli projeyi şu an itibariyle Türkiye’deki bazı üniversitelerin uyguladığını ve uzaktan eğitim modeli olarak bunu meslek liseleri için de uygulama imkânı kazanılmasını amaçladıklarını söyledi. Kolayel, diğer bir amaçlarının ise Türkiye'yi yurt dışında başarılı şekilde temsil edip, Avrupa Birliği (AB) üyeleri ile aday ülkeler arasında eğitimde kültürel iş birliğini artırmak, yabancı dil kullanımını yaygınlaştırıp iyi örneği yaygınlaştırmaya yönelik çalışma yapmak olduğunu belirtti. Kolayel, Ulusal Ajans'ın proje desteği verdiği İngiltere, İspanya, Almanya, Norveç ve İsveç gibi 5 ülke daha olduğunu bildirdi. Proje çalışmaları çerçevesinde İspanya Norveç ve İngiltere’de incelemeler yaptıklarını, yapılan toplantılarda projelerini bu ülkelerde anlattıklarını büyük beğeni topladıklarını belirtti. Ali Kolayel, 2013 Mayıs ayı içerisinde projeye katılan ülke temsilcilerinin kendi projelerini anlatmak ve buradaki uygulamaları da görmek için Karamürsel’e geleceklerini belirtti. Kolayel, proje bittikten sonra bunu Milli Eğitim Bakanlığı'na sunacaklarını belirtti. Projenin teknik durumu ile ilgili bilgi veren Proje Teknik Destek Sorumlusu Ahmet San, projelerinin Fatih Projesi'ni destekler şekilde olduğunu ve derslerin dijital ortamda i... Devamı

DOĞA ŞAMPİYONLARI MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜNÜ ZİYARET ETTİ

2012-05-10 23:08:15

     2-7 Mayıs 2012 tarihleri arasında İtalya’nın Sanremo kentinde resim, müzik, dans, tiyatro, kısa film alanlarında gerçekleşen uluslararası GEF Festivalinde birinci olan Elazığ Doğa Koleji öğrencileri Milli Eğitim Müdürü Reşat Çetin’i ziyaret ettiler.     50 ülkeden bini aşkın katılımcının katıldığı festivalde kısa film dalında “uyuşturucu ve ölüm” konulu çekimleriyle birinciliği kazanan Elazığ Doğa Koleji öğrencileri Milli Eğitim Müdürü Reşat ÇETİN ile başarılarını paylaştılar.Milli Eğitim Müdürü Reşat ÇETİN “İlk defa Elazığlı genç öğrencilerimiz böylesine güzel ve büyük bir başarı kazanarak bizleri onurlandırmışlardır. Başarınız bizi ziyadesi ile memnun etmiştir. Sizleri kutluyorum ve başarılarınızın devamını diliyorum.” dedi. Devamı

Doğa Koleji, Yeni Eğitim Yılında Başlayacak 4+4+4 Sistemine Hazı

2012-05-10 08:46:49
Doğa Koleji, Yeni Eğitim Yılında Başlayacak 4+4+4 Sistemine Hazı |  görsel 1

Doğa Koleji Anaokulu ve İlköğretim Koordinatörü Ayfer Erdem Batı, yeni eğitim yılında uygulamaya geçecek olan 4+4+4 modeline dair sorularımızı yanıtlıyor. Veli ve öğrencileri önümüzdeki eğitim yılında neler bekliyor? 2012-2013 eğitim öğretim yılıyla ilgili sizlerin de kamoyundan takip ettiğiniz gibi, kesintisiz olan 8 yıllık zorunlu ilköğretim sistemi 4+4+4 modeliyle süreli zorunlu oldu. Bu anlamda ilköğretim kurumları “4 yıl süreli ve zorunlu olan ilkokul” ile “4 yıl süreli ve zorunlu, ancak farklı programlar arasında tercih imkanı veren ortaokul” şekline bürünüyor. 2012-2013 eğitim-öğretim yılında 1. sınıfa hangi yaş grubundaki öğrenciler başlayacak? Yeni eğitim sistemine göre, 1. sınıf kayıtları 15 Mart 2007 tarihinden önce doğan öğrencilere zorunlu iken; 16 Mart-30 Eylül 2007 tarihleri arasında doğan öğrenciler için ise velilerinin talepleri ve öğrencinin gelişiminin eğitimciler ve veliler tarafından desteklenmesiyle mümkün olacak. Doğa Koleji’nde sınıfları oluştururken hangi kriterleri göz önünde bulunduracaksınız? Doğa Koleji olarak 1. sınıf öğrenci yerleştirmelerini yaparken öğrencinin içinde bulunduğu yaş gelişim özelliklerini göz önünde bulunduracağız. Buna bağlı olarak, 2006 yılı doğumlu öğrenciler ve 2007 yılı doğumlu öğrenciler ayrı sınıflarda eğitim alacaklar. Sınıftaki kız-erkek dağılımı, öğrencinin sosyo-duygusal gelişimi, öğrenciyle ilgili özel durumlar belirleyici faktörler arasında olacaktır. 2007 doğumlu öğrencilerimizin yoğunluklu olduğu sınıflarda müfredatın içeriği farklılaştırılacak mı? MEB’in belirlemiş olduğu 1. sınıf müfredatı tüm öğrenciler için aynı. Bizim Doğa Koleji olarak yaklaşımımı... Devamı